HÜRRİYET

21 Nisan 2012 Cumartesi

ENGELSİZ YAŞAM

  Dışarıda yağmur yağıyor, yağmurun camda çıkardığı ses kulağımda yankı buluyor ve soruların altını çizen kalemimden çıkan sesle karışıp adeta melodiye dönüşüyor. Hoca tahta başında bir şeyler anlatıyor, sınıf bugün kalabalık. Kafamı arkaya doğu çevirdiğimde kimsenin dersi dinlemediğini görüyorum; kimisi sıra altında mesajlaşma derdinde, kimisi fısır fısır akşama nereye gideceklerini konuşuyorlar.
  Dersten çıkıp eve gitmek için hızlıca yürüyordum ki panoda duyurular kısmında kocaman ‘Engelsiz Yaşam’ yazısı gözüme takıldı. Seminer 10 dakika sonra konferans salonundaydı. Eve gitmekten vazgeçip seminerin bir parçası olmak için bekledim. Seminer salonuna gidince koskoca salonda sadece taş çatlasın 30 kişi bulunuyordu. En önlerde engelli olduklarını tahmin ettiğim birkaç kişi oturuyordu. Önden 2 sıra arkada sınıf arkadaşımı görünce yanına oturdum. Ve seminer başladı…


  Semineri sunan kişi sayısını fazla hayal etmiştim ki Adem Kumcu’nun semineri tek başına sunduğunu görünce hayal kırıklığına uğradım. Videolu anlatımlarla, görselliğe biraz daha fazla önem vererek zihinsel engelli bir yeğeninin yaşam koçlarıyla birlikte çok güç bir aşamadan nasıl ve ne süreçte geçtiğini anlatıyordu ki, videoyu birden kesti, çünkü aramızda görme engelli insanlar vardı ve onlar videoda ne anlatılmaya çalışıyor ayrımına varamıyorlardı. Bir an dalgınlıktan unuttuğunu söyleyerek videoyu tekrar çalıştırdı ve videoyu sesli olarak anlatarak görme engelli arkadaşlarımızın da hayallerinde canlandırmalarını sağladı. Videonun başkahramanı onun yeğeniydi çok gençti ve zihinsel engelliydi. Olduğu yerde zıplayamıyor, çemberleri yuvarlak halkalara geçiremiyor, yemeğini asla paylaşmıyor, bisiklet pedallarını çeviremiyor, topu karşısındaki kişiye atamıyordu. Yaşam koçunun çok büyük emeği ve gayretiyle birlikte bu problemlerini aşmıştı ve bisiklet sürüyordu. Anne ve babası, yaşam koçuna verildikten sonra 6 ay kadar görmemişlerdi ve o bisiklet kullanarak onlara sürpriz yapıyordu. Babasına arkasından koşuyor düşecek diye, çünkü bu kadar gelişebileceğine inanamıyorlardı. Bu tarz tedavilerin aylık masrafları 6.000 ve herkes bu kadar şanslı değil malesef.
  Ülkemizde 10.000 engelli olduğunu söylüyor ve aileleriyle birlikte bu 30.000 kişiyi ilgilendiriyor ama çevremizden bu kadar çok engelli göremiyoruz çünkü saklanıyorlar. Örneğin birçok milletvekilinin önde gelen iş adamlarının çocukları engelli ama ortaya çıkarılmıyorlar. Adem kumcu, engellileri hayatımızın bir olağan süreci ve hepimizin bir anda bir yetimizi kaybedebileceğimizi hatırlatıyor ve seminerin asıl amacı ‘Ben öldükten sonra engelli yakınım ne olacak, onunla kim ilgilenecek?’, ‘Bana bakan yakınım benden önce ölürse ben ne olacağım, bana kim bakacak’ ‘Engelsiz hayat sistemi’ ne çözümler getiriyor. Örneğin, yardım destek formlarından, engelli çocukların okullarda ayrı bir hizmet alabileceğini söylüyor.
 Seminer çok sürükleyiciydi fakat katılanların az olması üzücüydü. Semineri şiddetle tavsiye ediyorum mutlaka dinlemelisiniz. Hayatımızda da engeller olabilir, kendimizde de, yakınımızda da. Hep birlikte hayatı kolaylaştırmak ve güzelleştirmek için birlikte hareket etmemiz gerektiğini
düşünüyorum. Topluma karşı duyarlı olalım ve onlara bir engelde biz koymayalım, bizde ansızın gelen bir trafik kazası yahut sıradan bir görünmez kazayla bir yetimizi kaybedebiliriz bu gibi durumların her insanın başına gelebileceğinin farkına varalım en önemlisi de birbirimize karşı saygımızı asla yitirmeyelim. Çünkü hayat bazen çok kısa olabiliyor...:(
  Sevgiyle kalın...:)